İngiliz edebiyatının unutulmaz karakteri Sherlock Holmes'un yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle, 1. Dünya Savaşı sırasında, yanında yaşayan John Frederick Chaplin'e askere gitmemesini tavsiye etti. Ancak 21 yaşındaki Manchesterli genç, ülkesinin yaptığı gönüllü askerlik çağrısına kayıtsız kalamadı ve 1 yıl sonra kendisini Gelibolu'nun kanlı siperlerinde buldu.
Sir Arthur Conan Doyle'nin ''savaşa katılma'' tavsiyesini dinlemeyen Chaplin, Çanakkale'de dizanteriye yakalanarak cepheden tahliye edildi. 100 yaşına kadar yaşayan Gelibolu gazisinin torunu Philip Chaplin, dedesinin Türk askerlerine duyduğu saygıyı ve savaşın bilinmeyen yönlerini Hibya Haber Ajansı'na anlattı.
Uyarıyı dinlemedi
1893 yılında İngiltere'nin Manchester kentinde doğan John Frederick Chaplin, savaş öncesinde pamuk ticareti yapan şirkette büro görevlisi olarak çalışıyordu. Amcasının arkadaşı olan ünlü yazar Sir Arthur Conan Doyle'nin yanında bir süre yaşayan Chaplin'e, Doyle savaşın korkunç yüzünü anlatarak askere gitmemesini tavsiye etti.
Ancak dönemin binlerce İngiliz genci gibi o da vatan görevi olduğuna inanarak 29 Eylül 1914'te 1/6. Manchester Taburu'na gönüllü olarak katıldı. Eğitimini Crowborough'da tamamladı. Mezuniyet törenini izlemek için Lady Conan Doyle'nin kışlaya gelmesi ise ömür boyu unutamadığı anılardan biri oldu.

4-5 ay sahilden çıkamadı
Chaplin, Ağustos 1915'te Gelibolu Yarımadası'na ulaştı. Torunu Philip Chaplin'in aktardığına göre dedesi, aylar boyunca neredeyse hiç kıyı hattından ayrılamadı. En çok hatırladığı olaylardan biri ise Türk siperlerinden atılan el bombalarıydı. İngiliz siperlerinin üzerine gerilen koruyucu ağlara düşen bombaları, tüfeğinin dipçiğiyle ya da namlusuyla vurarak uzaklaştırmaya çalıştıklarını aktardı.
Türkler iyi askerdi, iyi insanlardı
Savaşın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen John Frederick Chaplin'in Türkler hakkında öfke dolu tek bir cümle kurmadığını söyleyen torunu Philip Chaplin, dedesinin Türk askerlerine her zaman saygıyla yaklaştığını ifade ederek, ''Dedem Türklerden hep iyi askerler olarak söz ederdi. Benim çıkardığım izlenim, onları aynı zamanda iyi insanlar olarak da gördüğü yönündeydi.'' dedi.
Nazik ve dindar bir kişiliğe sahip olan Chaplin'in, savaşı hiçbir zaman yüceltmediğini belirten Philip Chaplin, dedesinin savaş sonrası yazılan birçok eserde olayların abartıldığını düşündüğünü söyledi.
Ona göre Alman askerinin gözünden siper yaşamını anlatan ''Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'' adlı eseri, savaş gerçeğine en yakın kitaptı.
En büyük düşman kurşun değil, sineklerdi
Chaplin'in hafızasında yalnızca çatışmalar değil, cephedeki yaşam koşulları da derin iz bıraktı.
Yemeklerin ve içme sularının saniyeler içinde sineklerle kaplandığını anlatan Chaplin, sinekleri kovmanın hiçbir işe yaramadığını, binlercesinin hemen geri geldiğini aktardı.
Aylar süren bu ağır koşullar sonunda dizanteriye yakalanan, durumu ağırlaşınca Gelibolu'dan ayrılan son hastane gemilerinden biriyle tahliye edilen Chaplin, aylar, hatta yıllar süren tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşabildi ve savaşın geri kalanında yeniden cepheye gönderilmedi.

Silah arkadaşı Gelibolu'da kaldı
Jack Chaplin'in birlikte askere yazıldığı en yakın arkadaşı ise Gelibolu siperlerinde yaşamını yitirdi. Chaplin savaşın sonuna kadar orduda kaldı, ancak Kasım 1918'de terhis edilerek savaş öncesinde çalıştığı pamuk ticareti şirketine geri döndü. Daha sonra Manchester Smithfield Pazarı'nda kendi meyve sebze toptancılığı işini kurdu. 1950'li yılların sonunda emekli olan Chaplin, oğlunun görev yaptığı Colchester'e taşındı. Eşini kaybettikten sonra 98 yaşına kadar tek başına yaşamını sürdürdü. 1993 yılında 100. yaşını kutladıktan kısa süre sonra yaşamını yitiren Chaplin'in, o tarihte Gelibolu Muharebeleri'ne katılmış hayattaki en yaşlı kişilerden biri olduğu değerlendiriliyordu.

Dedem kahraman değildi
İngiltere'nin Norfolk bölgesinde yaşayan, emekli telekomünikasyon şirketi sahibi Philip Chaplin, dedesinin hiçbir zaman kendisini kahraman olarak görmediğini söyledi.
Kendilerinin de aile olarak onu hiçbir zaman böyle görmediklerine işaret eden Chaplin, ''O sadece, 1914 yılında ülkesinin kendisinden beklediği görevi yaptığına inanan genç bir adamdı. Türklere karşı hiçbir düşmanlığı yoktu. Savaş sırasında sadece silah arkadaşları için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.'' diye konuştu.
Çanakkale Savaşı'nın üzerinden 111 yıl geçmiş olsa da John Frederick Chaplin'in hatıraları savaş meydanlarında karşı karşıya gelen insanların, yıllar sonra birbirlerine duyduğu saygının ve ortak acıların da sessiz tanıklığını yapmaya devam ediyor.

Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Kongrem Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.